Ana içeriğe atla

Tariften Tabaga

Yıllarca çalışan kadının hayatını kolaylaştıran güzellikleri kovaladım ama şimdi görüyorumki annelerin hayatını kolaylaştırmak da en az çalışan kadınınki kadar önemliymiş :)

İnstagramda, çok yeni rastladım bu hesaba; Tariften Tabağa.

Bu hesapta birçok farklı bloggerın, yemek işiyle uğraşan kişilerin tarifleri var. Dereotlu anne poğaçasından tutun da, çikolatalı kurabiyeye kadar her şey var :)
İstediğiniz tarifi seçiyorsunuz, bütün malzemeler evinize kadar geliyor ve size sadece pişirmesi kalıyor :)
Ölçüyü tutturma derdi yok, gram hesabı derdi yok, paketin birazını kullanıp kalanının ziyan olma derdi yok.  Her şey düşünülmüş.

Ben de tabii hemen siparişimi verdim. Ben 40Grams 'ın bir tarifini, pestolu kabaklı muffin tarifini uyguladım. Kutuyu açışım ve muffinleri fırına verişim tam tamına 35 dakika sürdü. Üstelik de Aras peşimdeyken, eteğimi çekiştirirken 😂
O kadar kolay yani. Bence siz de deneyin en azından hesaba bir göz atın. Bence büyük kolaylık.







PS: Bu arada eklemek istediğim bir detay var. Ben tarifte yazmadığı için, kutudan çıkan muffin kalıplarını yağlamadım. Muffinlerim kalıba yapıştı. Bununla ilgili olarak tarifin sahibi ile yazıştım. Evde silikon kalıpla yaptığını, bu yüzden yağlamadığını, bize yollanan kalıpların ise kağıttan olduğu için yapışmış olabileceğini, bunun öngörülemediğini yazdı. Eğer bu tarifi deneyecek olursanız, aklınızın bir 
köşesinde olsun


Sevgiyle Kalın...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

14 Aylık Bebekle New York City Tatili :)

Herkesin en merak ettiğini baştan yazayım; çook güzel geçti, hiç korktuğum gibi olmadı özellikle uçak yolculuğum neredeyse bu kadar gittiğim tatillerin içinde en kolay geçeni oldu diyebilirim.
O halde baştan başlayayım :)

Uçak;
10 saat bir bebekle uçmak hele de daha önce hiç uçağa binmemiş bir bebekle uçmak epeyi riskliydi. Business uçaçak olmak beni biraz rahatlatıyordu elbette ama yine de 10 saat Arasla uçmak kolay iş değildi :) Bu yüzden önceden bir uçak kiti hazırladık kendimize. Aras'ın en sevdiği oyuncaklar, kitaplar, boya kalemleri, oyun hamurları… aklımıza ne geldiyse aldık yanımıza :) Bunlardan kaçını mı kullandık? Belki %20sini… Çünkü gerek kalmadı. Uçakta yürüdük, oynadık, uyuduk derken vakit çabucak geçti.
Uçak için önemli bir detay; uçakta yiyecek. Çağrı merkezini arayıp özellikle bebek için özel yiyecek istememe ve sonra tekrar arayıp kontrol etmeme rağmen, uçarken öğrendik ki bebek için özel mama yüklenmemiş uçağa. Neyse ki ben uçak için yeteri kadar mama almıştım yanım…

Çocuklar hasta olmasın

Ne zormuş çocuğunun hasta olması, kaç zamandır ne yapacağımızı, elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı şaşırdık. 
Aras, İnfluenza B oldu. Yani soğuk algınlığını düşünebilirdim, grip filan tamam ama sen o kadar gözünden sakın, kapalı alışveriş merkezlerine sokma, kalabalıklara sokma, aman parklar böyle, aman şurası böyle diye yer mekan seç, gitsin gelsin çocuğun böyle bir virüs kapsın, olacak şey mi :)
İşte ne derler "sakınan göze çöp batar". Galiba gerçekten de öyleymiş.  Doktoruna göre her yerden kapılabilirmiş, sokakta gezerken biri hapşırsa kapılabilirmiş, akacak kan damarda durmaz misali yani olacağı varsa oluyor, çok kasmamak gerek herhalde…
Neyse ki hemen fark ettik daha doğrusu ben fark ettim, ilk belirti ateşti. Çok yüksek ateşle gittik hastaneye, test yapıldı ve bingo! Demek ki neymiş? Hastaneye gitmeliymiş. Hele söz konusu "çocuk" ise, bu gibi durumlarda gecikmeden hastaneye başvurmalıymış.
Yüksek ateş, öksürük, burun tıkanıklığı… Bütün bunlarla mücadele ettik u…

Öncesi ve Sonrası

Çocuk sahibi olmadan önce düşündüklerimle, bir çocuk annesi olarak düşündüklerime bakıyorum ve şaşırıyorum. Bir düşünceden diğer düşünceye giden yolun uzunluğuna şaşırıyorum, duyguların böylesine değişebileceğine, bir insanın çocuğu uğruna yapabileceklerine ve dahası bir insanın başka bir insanı bu kadar sevebilme potansiyeline şaşırıyorum :)

Anne değilken, anne olanları anlarım sanırdım, gerçekten de anladığımı düşünürdüm halbuki anladıklarım bütün kumsalda bir kum tanesi kadarmış.
Sevgi, tutku, aşk… Bütün bu duyguları alın çarpın kaçla isterseniz, ve işte o çıkan sonuç kadardır hissettiğiniz. 
İşte o, anneleri anladığımı sandığım dönemlerden biriydi sanırım bakıcı tutmaya karar verdiğimiz zaman. Eve bir bakıcı gelecekti, Aras'a O bakacaktı, ben işe dönecektim, eski hayatımız kusursuz devam edecekti :) Ama işte evdeki hesap çarşıya uymadı, bütün düşünceler tersine hoop diye değişti, ben işimden ayrıldım ve şu anda o kameraların altında "Biri Bizi Gözetliyor" misali Aras…